Ekonomi dünyası: Asya’nın iki devi, rakiplerinin peşinde

Geçen hafta önemli haberler art arda geldi. Enflasyon yüzde 70’e dayandı. Haziran’da yüzde 38 seviyesine kadar inmişti, o aydan beri yükseliş eğiliminde… Küresel enflasyon liginde yüzde 69.8 ile beşinci sıradayız. OECD ülkeleri arasında ise açık ara birinciyiz.

Yılsonundaki yüzde 33 hedefi artık çok zor. Çünkü hedefe ulaşmak için enflasyonun yılın kalanında aylık ortalama yüzde 1.7 olması gerekiyor. Enflasyon konusunu geçelim, dünya sıralaması aşağıda:

NOTUMUZ ARTTI AMA BİRÇOK ÜLKENİN GERİSİNDEYİZ

Ardından kredi derecelendirme kuruluşu Standart&Poor’s (S&P) notumuzu arttırdı. Bu kuşkusuz olumlu bir gelişme, ancak Türkiye’nin notu hâlâ birçok ülkenin epey gerisinde…

Kredi notu “B”den “B+”ya çıkarıldı. Görünüm “pozitif” olarak devam ediyor. S&P açıklamasında, “Önümüzdeki iki yıl içinde portföy girişlerinin artmasını ve cari açıkların daralmasını, enflasyon ve dolarizasyonun azalmasını öngörüyoruz” dedi. Uzmanlar, not artışının en önemli nedenlerinin uygulamada olan sıkı para programı ve ödemeler dengesi krizi olasılığının önemli ölçüde azalması olduğunu belirtti.

Ancak önemli nokta şu; Türkiye’nin mevcut kredi notu yüksek spekülatif düzeyde ve yatırım yapılamaz kategorisinde… Seviniyoruz ama Türkiye 2018’deki notuna geri dönmüş oldu. Türkiye, en yüksek notunu Mart 2013 ile Mayıs 2016 arasında BB+ ile almıştı.

NOTUMUZ 2017 REFERANDUMUNDAN SONRA İNİŞE GEÇTİ

Parlamenter sistemin kaldırılarak başkanlık sisteminin getirildiği ve başbakanlık makamının ortadan kaldırıldığı Nisan 2017 Anayasa referandumundan önceydi o BB+… Tabii o zaman Kemal Derviş döneminden devam eden Uluslararası Para Fonu (IMF) programı uygulamadaydı ve uluslararası konjonktür de uygundu. Ucuz borçlanma imkanları, sıcak para girişi de yükselmişti.

Son not artışına rağmen, Türkiye’nin kredi notu hâlâ Arnavutluk, Özbekistan, Brezilya, Gürcistan, Azerbaycan, Fas, Sırbistan gibi ülkelerin altında…

Yatırım yapılabilir notu olan Yunanistan, Romanya, Hindistan gibi ekonomileri saymıyorum. S&P’nin notlama sistemine göre yatırım eşiği BBB-‘dir. Yatırım yapılabilir düzey buradan başlar. BB+’ya kadar olan notlar yatırım yapılamaz seviyesidir.

Türkiye’nin yatırım yapılabilir seviyesine gelmesi için üç not aşamasını geçmesi gerekiyor: BB-, BB, BB+ ve Türkiye şimdiye dek en yüksek BB+ notunu alabildi.

BASIN ÖZGÜRLÜĞÜNDE PUANIMIZ EN DÜŞÜK SEVİYEYE İNDİ

Türkiye’de demokrasi ve ifade özgürlüğüyle ilgili açıklanan yeni gösterge ise; basın özgürlüğü endeksiydi. 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nde, Uluslararası Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü’nün (RSF) açıkladığı 2024 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde Türkiye, 180 ülke arasında 158’inci sırada yer aldı.

Geçen yıl 165’inciydik, yedi sıra ilerledik ancak bir iyiye gidiş söz konusu değil çünkü genel puanımız şimdiye kadarki en düşük seviyeye, 31.6’ya düştü. Bu da geçen yıl sıralamada Türkiye’nin önünde yer alan Hindistan, Azerbaycan, Rusya, Belarus ve Bangladeş gibi ülkelerin son bir yılda basın özgürlüğünde hızla gerilemesinden kaynaklandı.

RSF’nin raporunda “Türkiye, Doğu Avrupa ve Orta Asya bölgesinde siyasi gösterge olarak en ciddi gerileme yaşayan ülkelerden oldu. Genel skor olarak 2023’te 100 üzerinden 33,97 puan toplayan Türkiye, 2024’te 31,6 ile (2,37 puanlık kayıp) yetinmek zorunda kaldı” denildi. Türkiye bu sıralamada 2002 yılında 99’unculukta yer alıyordu.

YOLSUZLUKTA 53’ÜNCÜLÜKTEN 115’İNCİ SIRAYA NASIL DÜŞTÜK?

Türkiye ile ilgili ekonomik, sosyal vd. göstergelerin 2016-2017’den beri nasıl bozulduğuna ilişkin bir başka gösterge; Yolsuzluk Algı Endeksi… En yenisi Ocak ayında açıklanan 2023 Yolsuzluk Algısı Endeksi’nde 180 ülke arasında Türkiye; 34 puan ile 14 sıra gerileyerek 115’inci sıraya düştü. Aşağıdaki tablodan son 10 yılda Türkiye’nin yolsuzlukla mücadelede nasıl gerilediğini görebilirsiniz.

GELİR ADALETSİZLİĞİ İYİCE BOZULDU, EN HIZLI YOKSULLAŞMA…

Bunlar, Başkanlık sistemine geçilmesiyle daha da bozulan göstergelerden sadece en güncel olan birkaç tanesi… Daha birçoğu var; örneğin gelir adaletsizliği… TÜİK Ocak ayında gelir adaletsizliğinin son 10 yılın zirvesine çıktığını bildirdi. En zengin yüzde 20’nin gelirden aldığı pay 2022 yılında yüzde 49.8 ile zirve yaptı, 2013’te yüzde 45.9’du.

En yoksul yüzde 20 ise toplam gelirin yüzde 5.9’unu (2017’de yüzde 6.3’tü) alıyor. Bunu ekonomistler, “Gelir dağılımı eşitsizliği ölçütlerinden olan Gini katsayısı 2023’de 0,433 ile en yüksek seviyeye çıktı. Türkiye tarihinin en hızlı yoksullaşması yaşanıyor” diye yorumluyor.

Gözüme çarpan birkaç veriyle devam edelim:

  • Çocuk yoksulluğunda 39 OECD ülkesi arasında Kolombiya’dan sonra en kötü ikinci ülkeyiz.
  • Ultra zengin sayısı artışında birinciyiz. 30 milyon doların üzerinde serveti bulunan kişi sayısı 2022’de 1.761 iken 2023’te yüzde 9.7 artışla 1.932 kişi oldu.
  • 2024 Dünya Mutluluk Endeksi’nde Senegal’i geride bırakarak 143 ülke arasında 98’inci sırada yer aldık. 30 yaş altı gençler daha mutsuz, 143 ülke arasında 101’inci sıradayız.
  • Avrupa Birliği ülkelerine iltica başvurularında üçüncü sıradayız. 2023’te 1.1 milyon kişilik AB’ye iltica başvurularında Türkiye 100 bin 807 başvuru ile Suriye ve Afganistan’ın ardından üçüncü…

İşte Türkiye’nin hali… Daha fazla moral bozmadan dünya ekonomisinde son duruma bakalım.

ÇİN BEKLENTİLERİN ÜZERİNDE BÜYÜDÜ, İHRACAT REKORLARIYLA ABD’Yİ KIZDIRIYOR

Çin yavaş da olsa toparlanıyor. İlk çeyrekte yüzde 5.3 ile beklentilerin üzerinde büyüdü, imalat sanayi ve ihracatta küresel bir güç olmayı ve ABD’nin tepkisini çekmeyi sürdürüyor. Otomobillerden güneş panellerine ve mobilyaya kadar ihracat lideri… Cömert banka kredileri ve robot teknolojisine muazzam yatırımlar küresel liderliğini güçlendiriyor.

ABD, Çin’den ithalatı daha da kısıtlamak için yeni girişimler peşinde… Çin çelik ve alüminyum ürünlerine yönelik gümrük vergilerinin artırılması ve Çin’in ağır sübvansiyonlu gemi inşa endüstrisine yönelik yeni bir ticaret soruşturması gündemde… Biden, “Çin’le kavga aramıyorum. Rekabet ve adil rekabet arıyorum” dedi.

Gayrimenkul sektörü hâlâ en hassas konu… Başkan Xi, kredi patlamasını sona erdirdiği için övgü topladı, ancak ticaret ortakları artık ucuz ihracat selinden korkuyor Pekin’in yeni bir büyüme modeli bulması gerekiyor, Xi ise daha derin ekonomik reformlara karşı şimdilik direniyor.

HİNDİSTAN EKONOMİSİNİN BÜYÜKLÜĞÜ BİRLEŞİK KRALLIK’I GEÇTİ

Asya’nın bir başka devi Hindistan ise, hâlâ dünyanın en hızlı büyüyen büyük ekonomisi… Geçen yılki yüzde 7.8, 2025’te yüzde 6.5’e düşecek olsa da, ekonomik büyüklüğü Birleşik Krallığı geçti. Dijital devrimi başarıyla sürdürüyor, önemli altyapı yatırımları yapılıyor, imalat sanayi ihracatı artıyor ve yeni bir küresel ekonomik güç olarak yükselişte…

ABD, Çin tehdidine karşı Hindistan ile ilişkileri ve ticareti geliştirmek istiyor. Hindistan ise, BRICS’in ilk üyelerinden, ABD ile ilişkilerde ne yöne gideceği konusunda net bir pozisyon almadı. Ekonomik olarak büyük reform ve değişim süreci gerçekleştirmesi gerekiyor. Böylece hem kendine hem de küresel ekonomiye ileri doğru büyük adım attırabilir.

ABD’DE ENFLASYON HÂLÂ SÜRÜCÜ KOLTUĞUNDA

ABD’de ise son durum şu; Merkez Bankası (FED) faiz düşürmedi. Başkan Powell, ekonomi hakkında iyimser ancak enflasyonun hâlâ sürücü koltuğunda olduğunu ve arabayı devirme riskinin devam ettiğini ima etti.

Büyüme yavaşladı, enflasyon inatçı, bütçe açığı yüksek, borçlanma yükselişte… Kimi uzmanlar bu kadar uzun süreyle yüksek faizin süremeyeceğini, büyümeyi ve ekonomik aktiviteyi baltaladığını söylüyor. IMF’nin de benzer, önemli uyarıları var.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir